Bu sefer konusuz geldim, yani aslında konu olarak “iç döküntüsü” denilebilir ama, belirli bir şey yok yani, safi rahatlamak amaçlı geldim. Yazınca rahatlıyorum biraz, napayım.

***

10 gündür aktif olduğum tüm mecralardan uzak kaldım, kalmam gerektiğini düşündüğümden değil, bir şeyler yazıp çizmek içimden gelmediğinden. Ben, kardeşimi kaybettim. Geçen salı, intihar. Çocukluk arkadaşımdı benim, 1 yaş küçüktü benden. Çocukluğu sokakta geçmiş biri için o yaşta edindiği arkadaşı kardeşi bilir, kardeşi beller. 4 çocuktuk mahallede biz. Aynı sofraya oturur yeri gelir aynı yerde yatardık. Büyüdük, aynı okula gittik. Büyüdük aynı liseye gittik. Büyüdük, aynı sigarayı içtik. Büyüdük, aynı birayı içtik. Büyüdük, aynı dertten içtik. Sonra o çok büyüdü, içti. Ben o kadar büyümedim, korktum, büyüyemedim. Cesaretim yoktu onun kadar, büyüyemedim. Sonra bi’ sabah bi mesaj okudum… Ağlayamıyorum ben, ağlayamıyor oluşum ilk defa bu kadar canımı yaktı. Belki böyle bağıra çağıra vura kıra hıçkıra hıçkıra gerçek bir cesur gibi ağlasam çabuk atardım içimden, ama öyle olmadı. 50 kilo 1,70 adamı bir tabutun içine koymuşlar. 22 yaşında bir adama mezar kazmışlar. Salça ekmek yemiş, mahalle teyzesinin elinden poşetleri kapıp taşımış çocuğun elinde barut kokusu bulmuşlar. Askere giderken arkasından “en büyük asker bizim asker” diye bağırmamız gereken çocuğun arkasından Fatiha okuttular bize. Kimi zaman ailemden kaçıp sığındığım adamın tabutunu taşıdım. Toprağa ben koymadım ama. Koyamadım, elim gitmedi. Diyemedim “kardeşim bundan sonra burdasın, bu beyaz çarşafın dışına çıkmak yok, bu tahtaları aşmak yok, bu topraktan taşmak yok, buradasın, tek başınasın. Yağmur yağacak, en çok sen ıslanacaksın, en çok sen hissedeceksin. Güneş açacak, ilk sen göreceksin. Bundan sonra buradasın, yalnız kalacaksın, hepimiz gideceğiz birazdan, yalnız başına kalacaksın” diyemedim. Günahını, sevabını, cezasını bile bile yaptı adam bunu. Önünde ceketimi iliklemem lazım lan!

***

Durum buyken kaçacak yer aradım. İçimin acısını anlatabileceğim kelime bulamadım, twit atmadım. İçimdeki cehennemin fotoğrafını çekemedim, instagrama koymadım. Öyle böyle 11 12 günü geçirdik, şimdi biraz daha iyiyim. Durumu atlattım, ya da acısı geçti değil. Acıya alıştım sanırım, vardır daha teknik terimler, doldurursunuz işte oraları da.

***

Blog Sözlük İzmir Zirvesi’ni yaptık. Çok güzel oldu lan, az da olsa kafam dağıldı. Çok hoşuma gitti, çok güzel insanlar tanıdım, çok güzel sohbet, çok samimi bi’ ortam yakaladık. Gecenin mimarı GingerBread’e teşekkürlerimi buradan da sunmak isterim, her ne kadar ben de moderatör olsam da böyle bir zirve yapma planı aklımdan geçse de medeni cesaretini toplayıp bu topa giren GingerBread ablamız, kıymetlimiss… Katılan tüm arkadaşlara canı gönülden teşekkür ediyorum, telefonla bağlandığımız Sezer reise de katkılarından ötürü teşekkürler. Umarım tekrar düzenlenir böyle bir buluşma aynı ekiple. Yani sadece aynı ekip deyip dışlamak değil, kemik zirve kadrosu olarak ilk zirvemizde olan arkadaşlar olsun, yeni katılımcılara zaten kapımız açık. İki de fotoğraf koyayım şuraya. Ayrıca zirvenin katılımcı hanımlarına tatlış, abilerine patates diyen arkadaş, sensin patates.

blog sözlük izmir zirvesi (sol, en arka @tahsinbey)
blog sözlük izmir zirvesi (sol, en arka @tahsinbey)
blog sözlük izmir zirvesi çikolatası
blog sözlük izmir zirvesi çikolatası

***

“Emrah Serbes kitapları okunacak” kuralıma uydum, son kitap Deliduman da bitti. Hatta biteli çok oldu da incelemesini bloga nasıl yazsam diye bi düşünceye dalıp sonrasında üşengeçliğime kurban gittim sanırım. Ali Lidar – Z Raporu kitabına başladım. Ortalarda falanım, sanırım Deliduman’ın incelemesiyle arka arkaya paslarım buraya. Tamamen ayrı ağızlarla yazılan kitapları olmasına rağmen aynı etkiyi yaratabiliyor Emrah Serbes ve Ali Lidar. Ali Lidar’ın hikayeleri biraz daha kısa ama ve ciddi ciddi yaşantısını anlatıyor herif. Belki Emrah Serbes de öyledir de hikayesini farklı karakterler üzerinden anlatıyordur ama Ali Lidar direkt “bu benim hikayem” diyor (ya demiyorsa? ya bu emin olamama huyum beni benden edecek bigün amk).

***

Kapanış faslına geçeyim ufaktan. Konudan konuya atladığımı farkındayım, bugün de böyle olsun. Hatta bundan sonra da böyle olabilmesi için bu tip derleme yazıları tek başlıkta toparlayayım ben. Bu seferkinin ismi böyle olsun da bundan sonrakiler için isim önerisi alabilirim. Son olarak, çok sevdiğiniz kimseye küsmeyin, kimseye sırt çevirmeyin. Size ihtiyacı olabilir ve yardım isteyemediğinden onu görmeniz gerekiyor olabilir. Sonra tabutunu omzunuzda taşırsınız, zorunuza gider.

Hadi eyvallah.

19 YORUMLAR

  1. Hayat çok garip. Bir yandan kayıplar yaşıyoruz. Kapanmayacak yaralar oluşuyor içimizde. Sonra farklı insanlar giriyor hayatımıza. Bir an olsun dertlerimizden uzaklaştırıyor bizi. Kendimizi tebessüm ederken buluyoruz. Yazının ilk bölümü için çok üzgünüm demek hiçbir şeyi değiştirmeyecek biliyorum. Keşke elimden daha fazlası gelebilseydi diyor insan bu durumlarda.
    Blog sözlük İzmir zirvesi benim içinde çok güzeldi. İyi ki yaptık. Katılan herkesi çok sevdim. Umarım aramıza katılan yeni yazarlarla birlikte düzenli olarak böyle güzel toplantılar düzenlemeye devam ederiz.
    Gingerbread’den sevgilerle…

    • Alışmadan, alışmaya çalışmadan olmuyor. Takılı kalarak olmuyor. Yavaş yavaş atlatmaya çalışıyorum ki buluşma bu durum için gerçekten çok güzel oldu.
      Sevgiler ablacım.

  2. Kardeşin olarak gördüğün adamı kaybetmene bende üzüldüm abi. Nasıl bir psikoloji nasıl bir duygu içindesin emin ol en iyi ben anlıyorum şu an seni. 2 yıl önce en yakın arkadaşımı trafik kazasında kaybettim. Bir birayı paylaştığım ailesini ailem bildiğim adamı kaybettim. Çok kötü bir durum. Adı bayram. Bir ona güveniyordum şu hayatta. Oda gitti. Allah sabır versin abi. Biz alışıyoruz da birinci derecede yakınları için biraz durum vahim. Hayat bu napacaksın gelip geçiyor.

    • Senin de başın sağolsun kardeşim. En çok ailesine zor, haklısın da etki ailesi gibi görenlerde de aynı. Geride kalanlarlayız, ölüm hayatın gerçeği, eyvallah da insan sevdiğine konduramıyor.

  3. Başın sağolsun öncelikle. İnsanı en çokta kardeşim dediği, canından çok sevdiği kişilerin gidişi eksiltiyor, eksik ve yarım bırakıyor. Bir daha o boşluk, o eksiklik, milyon insan gelse dolmuyor.

    Alışıp yaşıyor insan bir şekilde. Yaşamaya çalışıyor…

    • İnsanı insan yapan sevdikleri, puzzle gibi. Her gelen bir parça koyup tamamladığı gibi giden de parçasını alıp gidiyor, eksiliyoruz.

  4. Başın sağ olsun.. Ne denir ki başka bilemedim… Sabır dilerim… Yaşadığın hiçbir acı azalmaz aslında hayatta, sadece onunla yaşamayı öğrenir insan.

  5. *Eyvallah Tahsin. Allah rahmet eylesin… Seni bu konuda anlamam, anlamaya çalışmam bile çok zor lakin kendini harap etme arkadaşım. Herkes bu hayatta kendi seçimlerini yapar sen ne yaparsan yap bazı şeyleri engelleyemezsin.
    *İzmir zirvesine gelmeyi çok isterdim hatta gelmeyi düşünüyordum lakin olmadı. :)
    *Ali Lidar Eskişehirli bir yazar ve ilk kitabını okumuş ama çok sevememiştim. Bana nedense soğuk geliyor. Ama Emrah Serbes’in kalemi farklı sanki daha sıcak.
    *Başlık önerisi olarak da aklıma: İÇİM’DEN GELDİ. :)

    • * Suçlamak değil de keşkelerim de yok değil. Birgün “benden bu kadar, eyvallah” diyip gideceğini bilseydim daha sıkı tutardım kolundan, ne bileyim…

      * Yakın zamanda bir zirve daha düşünülüyor gibi İzmir’de. Olursa gel, zevkli oluyor, renk katarsın.

      * Ben Z Raporu’yla başladım direkt. Hikayelerin kısa olması dışında bir sorunum yok aslında. Soğuk oluşu da arada kalmış bi adam, derdi belli ama nasıl anlatacağını bilemiyor, bişeyler anlatmak istiyor ama neresinden başlasa olur, bulamadığından sanırım soğuk oluşu. Emrah Serbes’in yerini tutamayabilir ama tabi :)

      * Başlık önerin için de teşekkür ediyorum, aklımda bulunsun :)

  6. Sabahın ilk saati okuduğum “İç Döküntüsü”
    Başın sağ olsun Tahsin… Ahh yürekler acıdı.
    Duyguna, içtenliğine, kalemine…
    Saygılar…

  7. Hayatımda kendi canımdan kanımdan bir kadın vardı. Orta okul son sınıftaydım, cuma günü 8. sınıfların hepsini dövmüştük ve o gün disipline gidecektik, ilk defa korkmadım nedendir bilmem o gün müdür de yoktu ve müdür yardımcısı pazartesi günü gelin demişti. Pazartesi oldu içimde bir yangın ateşiyle uyandım ve hiç yapmadığım bir şeyi yaptım, babam annem uyanmış mı diye baktığımda oda da kimse yoktu yatak örtülüydü. Odaya geri geldiğimde abim ağlıyordu, 3 kere sordum noldu diye en sonunda “… kaybettik” dedi.

    Okula gitmeyeceğim vs desem de abimi ikna edemedim gittim. Yolda ağlıyordum, insanlar bana bakıyordu, okula gittim tüm öğrenciler bana bakıyordu, sınıfa girdim yine ağlıyordum ve bizim ekip geldi dedi ki “lan olum ne ağlıyorsun disiplinden mi korkuyon” dediler hiç sesimi çıkartmadım. Son derse kadar kafamı gömdüm ağladım. Allahın taktiri işte cuma günü müdür yoktu, pazartesi disipline gitmekten yırttık.

    Ve ben 9 yıldır her gün, her gece ağlıyorum, şu an şunları yazarken bile hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Bu acı geçmiyor, unutamıyorum. Geçmiyo amk dünyasında bi s*kim geçmiyo bee Tahsin abi. Eyvallah

  8. Merhaba ben yurttaş gazeteciliği ve bloggerlar ile ilgili bir çalışma yapıyorum. Hocam bir blogger ile görüşmemi istedi. Sizin içinde uygun olursa bu konu hakkında fikirlerinizi alabilirmiyiz.

CEVAP VER