Hikayeden de olsa 1 günlük öldürün beni. Buna gücü yeten birileri olmalı, 1 günlük ölmeliyim. Son kez gördüğümde onu son kez gördüğümü bilmiyordum, haksızlık bu. Her şeyi yoluna soktuğunu, her şeyin düzeleceğini söylediğinde ondan duyduğum son cümlelerin olduğunu bilmiyordum. Bir daha bir cümle kuramayacak. Bir fotoğrafımız daha olmayacak. Bir bira daha içemeyeceğiz. Parka sigara izmaritleri bırakamayacağız bir daha, tekrarlanmayacak bu. Sokakları birlikte tavaf edemeyeceğiz. Bağıra çağıra küfredemeyeceğiz bir daha. Bir daha siktir edemeyecek, bana siktir ettiremeyecek.

Tokuşturduğumuz son bira şişesinin depozitosu kimin umudu oldu bilmiyorum, 1 günlük ölüp son kez gördüğümü bile bile sarılmak isterdim, bu benim umudum. Buna gücü yetecek biri olmalı. Öksürmekten içemediğimiz yarım sigaralarla dolduramayacağız o bankların önünü. Bir daha yumruk atamayacak karnıma, bir yumruk daha savuramayacağım çenesine. Kan çıkardığımız kavgalarda göz göze gelip yumuşayamayacağız bir daha. Sormadan derdimi anlayamayacak bir daha. 4 kişiyken bir ölümle 3 kalamadık, giderken 22 yılımızı birden aldı. 4 çocuğu sığdırdı bir kefene, elinde salçalı ekmekleriyle 4 çocuğu sığdırdı bir kurşuna. Giderken belki bilmiyordu yanında 3 çocuğu daha götürdüğünü. Binmesi gereken rakı masası kurulu bir balıkçı teknesiyken yakıştıramadık 4 kolluya.

Bir günlük öldürün beni. Son biramız olduğunu bile bile son biralarımızı tokuşturalım, son sigaralarımızı yakalım, son küfürlerimizi edelim, son masamızı kuralım, küllüğe son sigarasını basarken “eyvallah kardeşim” desin, fazla hırpalanmadan da kapatalım bu defteri.

Huzur içinde uyu kardeşim, birgün buluşmak üzere.