10 YORUM

Benden bana # 1: Dağıtmadan toplanmıyor

30 Mayıs 20197 dk'da okunur

Tişörtü giydim, mutfağa gittim, bi’ su koydum ocağa, bi’ müddet koridorda halının üstünde yattım yüzüstü, su kaynamış, kahve yaptım, balığı besledim, yazı hazırlamak için spotify listesi de hazırladım gel gelelim yine kaçamadım blog yazmaktan. Artık bu gece bir blog yazısı yazmam lazımdı, ani alınmış bi’ karar, öncesinde bir planlama yok tabi yine buraya spontane gelişler bunlar. Ne yazacağıma dair de çok bir fikrim olmamasına rağmen açmış bulundum paneli, yapacak bir şey yok, en başından anlaşmamız buydu; ben saçmalıcam, siz “ne anlatıyo bu amk malı” diceksiniz, hadi bikaçınız da yorum bırakır, tamam.

Tasarımı bahane ettim uzunca bir süre, yeni tasarımla birlikte yazarım yeni yazıyı dedim de tasarımın bitmiş olmasına rağmen blogdaki son yazı 6 ay evvel anasını satayım. Yazasım var ama ne anlatacağımı da bilemiyorum, bu 6 ayda ne yaptığımdan başlayalım hem belki yazı da bi başlık bulur kendine amk.

Belirsizliklerden kurtulmakla geçti ilk 2 ay. İnsanın kendisine yapacağı en büyük kötülükler sıralı tam liste: BELİRSİZLİK, İÇE ATMAK, “HAYIR” DİYEMEMEK. Bir insan bunlara sahip olacağına günde 2 paket sigara içsin şerefsizim bunların getirdiği ölümden daha hızlı ölemez. Başlarda cesurdum, “sikerler, en kötü tekele…” fikriyle hayatımı kaydıracak kararlar almışlığım var. Sonrasında törpüledim kendimi, bu kadar da olamazdım. Kucağımda Barış varken araba çarptı ortasiklet bi adamı devirebilecek biçimde, “olur abi canın sağolsun” diyip gönderdim adamı, napayım beni öldürmeyi beceremedi diye dövse miydim. Bu yolun sonu karanlıkmış ama. “Sikerler“den “ben üzüldüm bunlar üzülmesin şimdi, iki bira fazla içeyim de içimde kalsın“a geldim. İçimde de tutamadım. Civardaki tüm parkları bilirim mesela, hangi park kaçta boşalır, kaç bank var, ışıkları kaçta yanar, kaçta söner, çocukların uykuları kaçta gelir, kaçı salıncak sever, kaç kişi aşık, kaç kişi bira, kaç kişi sigara içiyor, kaçı kesişim kümesinde… Olm 25 yaşında adamım, gece yarısı parka çıkıyorum BAĞZI şeyleri haykırayım diye, onda da bekçi gelip GBT alıyor amk bağıramıyorsun ağız tadıyla. Böyle gidecek gibi değil dedim, elimden geldiğince karikatür çizmeye çalıştım, çizerek anlatayım istedim meramımı. Elimin karikatüre o kadar da yatkın olmadığını görünce canım iyice sıkılmaya başladı. Anlatacaklarım var, anlatamıyorum, yazamıyorum, söyleyemiyorum çünkü hesap soruyorlar ve yüzleşmekten korkuyorum. Çünkü seviyorum, düzelsinler istiyorum ama sorunları anlatınca onları kaybetmekten korkuyorum.

Biri hakkında kaybetmek ve tahammül etmek arasında kalıyorsan kesinlikle kaybetmeyi seç, çünkü tahammül edince kendini kaybetmeye başlıyorsun, işin kötüsü bunu, salgılayacak endorfinin olduğunu unuttuğunda farkediyorsun, parmağından dumanlar süzülürken, üstünde karanlık bir gökyüzü. Adamlar arpayı sıkıp suyunu çıkarmışlar bak sırf sen içine atıyosun işin kolaylaşsın diye.

Velhasıl ben bu belirsizliklerin ilkinin üstünü çizdim. Böyle ani ama gerekli kararlar alındığında kısa bi süre pişmanlık boşluğu oluşur, o boşluğu birayla doldurursanız kimseye zararınız olmaz, biraz bi göbek çıkar ama olur o da yani. Kalan belirsizlikler için de kusursuz sandığım bi’ plan yaptım. Hikayenin sonu çok net mutsuzlukla bitiyordu ama sonsuz bi’ huzur görüyodum. Belirsizlikle dolu huzursuz ama yer yer mutlu bi hayat yerine net, mutsuz ama huzurlu bi’ hayat içindi tüm bu plan…

Öyle olmadı. Hayatımın en büyük hayal kırıklığını yaşadım, aynı zamanda en güzeliydi. Planın son halkası bir konuşmadan geçiyordu. Her şeyi anlattıktan sonra iki insan aynı yoldan son defa yürüyecek ve bir daha hiçbir şekilde rastgelmeyeceklerdi. O konuşmadan sonra kendi mutsuzluğumun içerisinde bi’ huzura kavuşacaktım. Konuşma günü yaklaştıkça da olay örgüsünün tersine dönmeye başladığını farkettim. sanki bişeyler hayat buluyor gibiydi.

Yaptığım plan hiçbir işe yaramadı. Ben son defa yürüyeceğiz sanırken daha sonra da o yoldan yürümeye devam ettik, bi fark vardı.

…eleleydik. “son bi soru, artık yükümü sen taşısan olur mu?” dedim Ocak ayının 5iydi, bölüştük. Şimdi sonunu bildiğim bi’ yolu yürüyorum, yol çok güzel. Başımıza gelecekleri kısmen öngörebiliyorum fakat bazı belirsizlikler yine var. Her koşulda elini sıkıca tutmuş biriyle yürüyosan o yolu, belirsizlik dahil hiçbir durum can sıkıcı hale gelemiyor. Hiç yapamasak üstünden atlıyoruz.

Başka türlü ne var. Askere gidiyorum yıl içerisinde. REYİS NASIL DA 6 AY YAPTI AMA ASKERLİĞİ BE. Erlikten başlayıp general olunabilecekmiş, gideyim gündüz generallik yapayım geceleri de parkta bira içerim. General değil de yazıcı yaparlarsa da gece nöbet yazar gündüz patates soyarım en olmadı. Dönünce de.. Güzel… Şeyler… Olur… ^_^

Bu arada şarkı yaptım. Sevgililer Günü için özel, satın alınmamış hediye yapmak istedim. Öncesinde rap müzik geçmişim vardı, şarkıların tamamını internetten sildirdim, albümleri kaldırdım, bende bile olmayan şarkılarım Sezer abide var. Canım abim.

Bu şarkıyı ben yazmadım, Sokrat ST – Yine Aynı şarkısı. Şarkı eski olmasına rağmen hissiyat anlamında benim için epey günceldi. Sözlerini hiç açmadan, ezberlediğim gibi söyledim. Altyapı, kayıt, mix gibi teknik işlemlerde İmpala yardım etti. Telif atmaya hakkı varken LAYK atan Sokrat ST’ye ve tüm destekleri için İmpala’ya teşekkürler. Şarkıyı dinlemek isteyen var mıdır bilemem de ben yine de bırakayım.

tahsin.gibi – masal

Arkadaş şu konuda anlaşalım artık, kitap okumaya zamanım yok diyen insanlara hak vermeye başladım ben. Gerçi zamanım var, halim kalmıyor, üçüncü satırda uykuya dalıyorum. Onun yerine dizi izliyorum. Yeri gelmişken ciddiye alan olursa mutlu olurum; DİZİ ÖNERİSİ İSTİYORUM OLM LAN! The End Of The Fucking World, Hot i met your mother, Brooklyn 9-9, Black Mirror, Rick & Morty ve bikaç beğenmediğim dizi daha oldu izlediğim. Behzat Ç. tekrar başlayana kadar bu diziler ayarında önerilere açığım.

Artık tasarımlarımı yayınladığım, aracılığıyla iş aldığım bi’ instagram sayfam var, SAY HI!

Boş kaldıkça tasarımlar yapıp sayfada yayınlayıp freelance grafikerlik yapmaya niyetlendim. Yatan ilk paranın dekontunu gönderi olarak paylaşmak isterdim ama görgüsüzlük olur dediler. Dükkan ilk açıldığında, siftah banknotu çerçeveletip duvara asarlardı, bana da para banka üzerinden yattı, dekont asayım dedim, olmazmış, sağlık olsun.

Narsist bi’ piç olduğumdan sadece kendimi çizdiğim doğrudur

Çok konuştum, daha da konuşasım var ama Nescafe’m bitti ve üçüncü kupayı içmek istemiyorum. Blogla da alakalı birkaç haber verip gideyim. Yakın zaman içerisinde anasayfa düzeni değişecek, müzik kategorisinde yeni seri başlatma planım var, multimedya canlanır işte, fena mı. Cem Güventürk’ün Sanki Sen Aynı Ben kitap incelemesini yazmak istiyorum. Her anlamda güzel planlarım var, güzel şeyler, iyi şeyler olsun peşindeyim. 1 yıl sonra buraya kendi evimden, Zeytinncikk’in yaptığı kahve eşliğinde, arkaplanda daha mutlu müziklerle bir blog yazmak istiyorum. Amin.

Anlatmadığım ne kaldı diye gözden geçire geçire kapanışa geçemeden 1000 kelime yaptık bile yazıyı. Umarım, inşallah, lütfen, nolur, tekrardan buraya uğramam dileğiyle… Kimse için yazmasam bile sırf kendim okuyayım diye yazmam lazım bloga(narsistim demiştim). Çok yakında yeniliklerle görüşmek üzere, kendinize iyi bakıp bakmamanız konusunda öğüt verecek değilim, selametle!

Berk, üşenmedim lan bu sefer.

Yazıyı beğendiyseniz abone olabilirsiniz!

Epostanızı bırakırsanız bu blogdaki her yazı size bildirilecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

The Berk dedi ki:

Sen daha sık yazsan ben okunmazdım, az yazdığın için beni okudular lan resmen. Eyvallah. Önce ayrıldınız sandım, kalbime iniyordu aq.

Tahsin S. dedi ki:

estağfurullah olm.. ayrıca Allah korusun, öyle şeyler düşünme abi :D

Sana bi abi tavsiyesi, çok plan yapma :)

Tahsin S. dedi ki:

yapınca da yatıyo zaten, sen de haklısın abi

Sezer dedi ki:

Tahsincim yazıyı bir solukta okudum, aradan uzun zaman da geçse yazıların kalitesinden zerre kaybetmiyor. Öncelikle sen narsist değilsin. Narsist adam narsist olduğunun farkında olmuyor genellikle. Sen de birçoğu gibi yanlış zamanda, yanlış yerde yaşamak zorunda kalan birisin. Kafanın içindeki kaos elbet son bulacak. “Şu an dert ettiğin şeylerin yüzde seksenini bir yıl sonra hatırlamayacaksın” gibi bir söz vardı. Düşün bak, gerçekten öyle. İnsanoğly entropiye karşı gelip sürekli toparlamaya çalışıyor. İlerde dağınık günlerini özlediğin de olacak. Mutluluk yolun sonunda değil Tahsinim, yolun üzerinde. Sevgiler.

Tahsin S. dedi ki:

Daha sık uğramak istiyorum artık buralara, siz de daha sık uğrayın istiyorum abi. Ben kendime narsist demesem ille biri diyecek, kimseye fırsat vermeden kendime kendim toprak atayım istedim. Kaosun son bulacağını hiç sanmıyorum abi açıkçası, gel gelelim her yıl, geçen yılını unutacak bişeyler yaşıyor insan. Söylediğin gibi aslında düzen de bi yere kadar, karmaşayı da düzeni de kontrol altında tutabilmek önemli biraz. Aslına bakarsan yazı boyunca da kontrolsüzlüğümden yakındım. Yol hep böyle güzel kalacaksa son epey uzak olsun isterim yalnız ben, doğam gereği doyumsuzluk var biraz.. Yanımda olduğun için teşekkürler abi, sevgiler..

Gürkan dedi ki:

“Dükkan ilk açıldığında, siftah banknotu çerçeveletip duvara asarlardı, bana da para banka üzerinden yattı, dekont asayım dedim, olmazmış, sağlık olsun.” : ) Çok güldüm… Başkaları ne der diye düşünme, boşver, sen nasıl istersen o şekilde davran. Tekrar hoş geldin Tahsin (sonuna “bey” eklemedim umarım sorun olmaz). Toparlanmana sevindim… Çıktığın her yol güzel olsun.

Tahsin S. dedi ki:

Tekrardan hoşbuldum Gürkan, teşekkürler, hepimiz güzelliklerle buluşuruz umarım.

Tuncay dedi ki:

Tahsinbey senin bloğunu geç farketen ve geç kalan takipçilerinden biri olarak içeriğini beğendim ve bir solukta okudum,.Neden mi? evet okuyucu’nun içeriğinizi okurken samimiyetle yazılmış bir içerik olduğunu farketmesi kadar güzel bir şey yok bence. Okurken bende bu samimiyeti hissedenlerden biri olarak emeğine sağlık demek istiyorum.☻

Tahsin S. dedi ki:

teşekkürler tuncay :)