26 YORUM

En Büyük Derdim: İtiraz Edememek

29 Ekim 20162 dk'da okunur

Aslında bu yazının başlığı “Çabuk İkna Olmak” olacaktı, bu sorunumun üzerine düşünürken asıl olayın biraz da itiraz edememekten kaynaklı olduğu kanısına vardım. Yani olay çabuk ikna olmak değil, itiraz edemeyişten ötürü ikna olmuş gibi davranmak, kabullenmek, içe kapanmak.

Hak yenildiğinde itiraz edememek

Kantinde sıra beklerken önüme biri geçiyor, bunu art niyetli ya da gerçekten acelesi olduğundan yaptığını bilemediğimden olaya genelde iyimser yaklaşıp “lan belki derse yetişmeye çalışıyordur o yüzdendir” gibi koca bir Pollyannacılıkla hakkımı gaspeden arkadaşa “birader, sıraya hadi bakim” demek yerine, “buyur kardeşim sorun değil” demeyi tercih ediyorum.

Kırıldığını/bozulduğunu gizlemek

İnsanlarla ilişkilerimde karşı taraf beni üzecek bir harekette bulunuyor. Bu hiç hoşlanmadığım emir kipi de olabiliyor bazen, bazen emeğimin üstüne konmaya çalışması veya sebepsiz yere sesini yükseltmesi bile olabiliyor. Bu durumda karşı taraf özür dileyip gönül almaya çalışmak yerine sırf özür dileyerek egosundan 1 birim eksiltmemek adına saçma sapan açıklamalar yapıyor veya “kırıldın mı lan sen bana?” gibi sorularla kırılmış olsam bile o an ağzımdan “yok be olm ne kırılması manyak mısın” gibi bir cevap çıkartmaya çalışıp kendi içini ferahlatıyor.

Berbere itiraz edememek

Berbere (veya erkek kuaförü ne diyosan) gidiyorum, yanları 5 numara, üstleri de makasla kısalttırırım her gittiğimde. 2 yıldır aynı herif kesiyor saçlarımı ama her seferinde üstleri ya fazla uzun bırakıyor ya da fazla kısa kesiyor. Ve sorduğunda kesinlikle saçımın güzel olduğuna ikna olmuşum gibi “abi valla eline sağlık iyi böyle sağolasın borcum ne kadar” diyip onu okutup eline makas almasını sağlayan hocasından tut dükkanı ona kiralayan emlakçıya kadar kulaklarını çınlatıyorum alayının.

berbere itiraz edememekSürekli onay isteyen kişiye itiraz edememek

Konuşurken sürekli kendini onaylatmaya çalışan insanlardan çekinirim. Yani beni ilgilendiren bir konuya muhatap olsunlar istemem. Gayet de haksız olunan bir konuda “haksız mıyım hacı şimdi?” şeklinde bir soru yöneltilince aslında söylemek istediğim şu çocuğa verilmiş cevap kadar net “haksızsın!”, ama bunun yerine bu soruyu yöneltmeden önce söylediği her şeye ikna olmuşçasına “yani evet haklısın” diyebiliyorum sadece.

Tüm bunlar olurken, bana itiraz edemeyişimden, karşı çıkamayışımdan ötürü kendimi kötü hissettirenler kim bilir kaçıncı uykularını çekerken ben de bu yazıyı yazıyor oluyorum.

Olm buna ne hakkınız var lan :/

Yazıyı beğendiyseniz abone olabilirsiniz!

Epostanızı bırakırsanız bu blogdaki her yazı size bildirilecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mustafa dedi ki:

hacı bende yaşıyorum aynı sıkıntıların vallaha

Tahsin S. dedi ki:

Aynı sebeplerden ötürü çözüm de bulamıyorum anasını satıyım.

Gizli Özne dedi ki:

Bu konu da yalnız değilsin. Artık içgüdüsel midir nedir bilemem ama benim de aynı konudan muzdaripliğim var. sanırım fazlaca yumuşak yüzlü olmaktan ve karşında ki insanı düşünmekten kaynaklı. Oysa ki karşıda ki insan gibi biraz düşüncesiz olsak her şey yoluna girecek. (giremedi)

Tahsin S. dedi ki:

Düşüncesiz olup, yani aslında hakkımı savunmaya kalkarsam da böyle içimde yasadışı bir suç işliyormuşum gibi bir rahatsızlık çöküyor. Aşamıyorum bu durumu.

Metin Bıyık dedi ki:

kendime bile suç buldum okurken bak ya..

Tahsin S. dedi ki:

Sen niye suç buluyorsun oğlum :)

Mydestiny dedi ki:

Bir benzeri de hayır diyememek bu sorunsalın. Ki her ikisi de fenadır. İkisini yapmak da çok kolay oysa. Hayır deyin, itiraz edin; haklarınızı koruyun efenim! :’)

Tahsin S. dedi ki:

Benzerinin de ilerisi hemen hemen aynı. Olumsuz bir çıkıntılık yapınca Gizli Özne’ye de söylediğim gibi içimde yasadışı bir suç işliyormuşum gibi bir rahatsızlık çöküyor. Yapamıyorum :|

Kaan Karadeniz dedi ki:

Hak yenildiğinde itiraz edememek gibi bir sıkıntı bende de var. Hatta bu benim öyle sinirlenmeme neden oluyor ki uzun süreli susuşun ardından pervasızca küfür etmek geliyor içimden. Bazen sinsilik yapıyorum, birisi benim önüme geçmeye çalışıyor sırada, hemen bir adım öne atıyorum. Sonra o hamleyi yapmak isteyen kişiye dönüp “benim zaten acelem yok buyur işini hallet abla/ağabey” diyorum. Cevap mı? “Yok sen öndeydin buyur” oluyor ama ben çoktan istediğimi almış olduğumdan, “geç geç ben beklerim sorun yok” diyorum. Böylece kişiyi kendi vicdanıyla baş başa bırakıyorum. Bu kadınlarda çok fazla işe yaramıyor onu fark ettim mesela. Onlar “nasıl olsa sırayı alırım ben” dediklerinden herhalde olmuyor ama bulamadım nedenini. Gerçekten niye bilmiyorum ama olmuyor yani.

Tahsin S. dedi ki:

Hepsini geçtim de acaba bu tip durumlar yüzünden muhatap olduğumuz insanlar da gece yatarken “lan ben bugün bu adamın hakkını yedim ya”, “herifi de boş yere üzdüm ya acaba napıyodur şimdi” diye düşünüyorlar mı gerçekten çok merak ediyorum. Başa çıkamıyorum bu durumla artık, kimi zaman (yalnız kaldığımda tabi) delirme noktasına kadar geliyorum.

“Yüzü yumuşak olanın donunun an’ı kurumaz.” der atalar. Çok zor ama hep beraber öğrenmeliyiz hayır demeyi. Öğrenince bana da haber ver. ☺

Tahsin S. dedi ki:

Biraz kafa yorunca güçlü bir kişiliğe sahip olanlar biziz aslında, onlar değil. Bizim onay almaya, egomuzu okşatmaya ihtiyacımız yok ya. Biz sadece insanlara kıyamıyoruz. Ama inanıyorum ya çözücem bunu da. Ama destek alarak ama tek başıma. O zaman haber ederim :)

bir abla dedi ki:

değiştir bu kafayı. hayır demeyi öğren. bak az önce ben bir topluluğun bana göre haksızlığına kızdım ne yaptım kötüye kullanımı bildirdim. böyle böyle alışıyorsun. önce düşün hayal et. mesela yukarıda anlattığın ama başarılı olamadığını düşündüğün ne varsa yaptığını hayal et. kafanda bir nevi prova yap yani. ben aslında iyiyim diyerek kendini kandırma. sakince fikrini yeri geldiğinde söyle. daha sonra her biri için pişman oluyorsan demek ki bunu değiştirme zamanın gelmiş.

Tahsin S. dedi ki:

Önerilerin için teşekkür ederim “bir abla’mız” :)

Gürkan ÖZGÜR dedi ki:

Bu günümüzün en büyük problemlerinden birisi. Bunu iyi anlamda da anlayabilirsiniz fakat bu birçok kötülüğe başlarken karşı tarafın kullandığı bir yoldur. Aslında bazı şeylere itiraz etmek iyi olabilir. Yazılarınızı takip ediyorum. Kolay gelsin. :)

Tahsin S. dedi ki:

İtiraz etmeye başlarsam kötü bir insan olacakmışım gibi hissediyorum (belki de kötüyümdür dimi :| ), ilginiz için teşekkür ederim :)

Parlak Jurnal dedi ki:

Bence bir takım yerler çokta kafaya takılmamalı. Örneğin kantin sırasında sizin önünüze geçen herif çokta umursanmamalıdır.
Aynı şekilde kantin sırasında biri önüme geçerse sinirim bozuluyor ama sonra diyorum ki yahu böyle küçük bir şeyi kafaya takmak bir mantığı ifade etmez.
Asıl kafanıza takmanız gereken büyük bir haksızlık, büyük bir yanlışa dur diyebilmektir. bunu yapamıyorsanız ortada sorun var demektir. yoksa berbermiş ve ya başka bir şeymiş çok önemli değil.

Tahsin S. dedi ki:

Bunlar basit şeyler gibi görünse de insan karakterini değiştirebilecek temel taşlar aslında. Tamam, her olayda “aga bi dur bakim sen”, “pardon da benimle böyle konuşamazsın” gibi çıkıntılar yapalım demiyorum tabi ama küçük tatlı tepkiler vermemiz gerekiyor aslında. Böyle küçük sorunlarla sık sık karşılaşınca arkasından gelen büyük olaylara da ses çıkarma zahmetinde bulunmuyoruz, cesaretimiz kalmıyor.

Zeki dedi ki:

Sanırım ben de dahil çoğu kişi bu sıkıntıyı çekiyor. Birşeyler yanlış gidiyor itiraz edecek gücü kendimde bulamıyorum ve sonunda itiraz etmediğim için fırçayı ben yiyiyorum ama yine de itiraz edemiyorum. İşte böyle :(

Sercih dedi ki:

…“birader, sıraya hadi bakim” demek yerine, “buyur kardeşim sorun değil” … Burası beni anlatıyor tam anlamıyla :D Nefret ediyorum ama elimden bir şey gelmiyor sanırım ölene kadar böyle devam edecek :)

Gökmen Hasay dedi ki:

Vay babanın kemiğine!
Bir çok kişinin duygularına tercüman olmuşsun Tahsin.
Eline sağlık, güzel bir yazı olmuş Tahsin.

Ramiz TAYFUR dedi ki:

Paşam John C. Parkin isimli yazarın S*ktir Et kitabını okumanı tavsiye ediyorum :). Hayat bunca sorunlarla uğraşacak kadar uzun değil. İnsanların davranışlarından, tavırlarından dolayı kendini programlamanda doğru değil. Bu dediğim kitabı oku mutlaka ve doğru bildiğinden de şaşma.

Tahsin S. dedi ki:

Siktir Et’i epey oldu okuyalı ama konusunu kavrayabilecek yaşta değildim sanırım, ne olduğumu biliyorken tekrar okumak en iyisi. Zaman bulup Erken Kaybedenler’i bitirir bitirmez Siktir Et’i tekrardan okuyacağım, burada olduğun için teşekkürler abi :)

Yalçın Güler dedi ki:

Hayır demeyi bir türlü bende öğrenemedim. Lanet olsun ki çok kötü bir huy bu.

Peter Salvatore dedi ki:

Herkese merhabalar

sizleri belki merakniz varsa degisik bir dunyaya cekmek icin sualti dunyamla tanistirmak isterim burda sualtinda cekmis oldugum videolari ve yainda gelicek olan belgesel tanitim filimlerini Scuba hakkinda egitici hazirladigim videolari bulabulir arzu edersenizde takip edebilirsiniz

https://www.youtube.com/channel/UC6JbQlZ9tjIchIop-kGEUqw
http://www.psalvatore.com
Saygilar

Peter

Tahsin S. dedi ki:

Selamlar.

Siteye girdiniz. Sırf sitenizin reklamını yapmak için bir yorum atmaya çalıştınız. Hiç alakasız bu yazıyı buldunuz, sitenizin tam açıklayıcı yorumunu bıraktınız.

Bunu yapmak yerine reklam sayfasından reklam çeşitlerine ve fiyatlarına bakıp “ucuzmuş lan bi reklam vereyim, sağlıklı yollardan kazanayım” demediniz. Veya iletişim formundan “Tahsin kardeşim merhaba. Böyle böyle bir sitem var, henüz para harcayacak konumda değilim, bana reklam aşamasında yardımcı olur musun” şeklinde bir mail atmadınız. Gayet asalak bir şekilde hiç alakasız bir yazının altında sitenizin reklamını yapmaya çalıştınız.

Siz gibi bu tip yolları deneyen birçok kişi var. O güruha dahil olmayı tercih ettiniz. Yapın, yılmayın, hiç alakasız konulara, hiç alakasız sitelere safi reklam amaçlı yorumlar atmaya devam edin. İnsanların üzerinden kazanmaya çalışmaya devam edin. Derdimizi anlatmaya çalıştığımız tek alanımız olan bloglarımızı bu tip saçma yorumlarla taciz etmeye devam edin. Umarım kazanırsınız, ne diyim.