The Shape of Water / Suyun Sesi

Tahsin S. 23 Eylül 2018 4 dk'da okunur 3 Yorum

3 YORUM

Uzun süredir yazı yaz(a)mamaktan yazıya nasıl giriş yapacağımı unutmuşum, benim buralara daha sık uğramam lazım ya. Neyse o konuyu sonra çözeriz. Yabancı ve fantastik filmleri ilgi çekici bulamasam da yakın zaman içerisinde 3 defa önerilmiş olan filmi direnerek izlemeyip en sonunda sorduğum “izlediğin en iyi film hangisi?” sorusunun üstüne de bu “Suyun Sesi” cevabını alınca kendimce demiştim; “izlenecek“.

Suyun Sesi

Film ilk olarak 2017 yılında 74. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde, yılın sonlarına doğru da ABD ve diğer ülkelerde de gösterime girmiş. İsmiyle alakalı takıldığım bazı şeyler olsa da (shape, şekil, ses n’alaka amk?) sorgulamayı bırakıp gece yarısı izlemeye başladım. Fantastik filmlere karşı ön yargım olmasına rağmen dramatik de bir film olduğunu düşünüp ön yargımı kırmaya çalıştım ki öyle de oldu.  Hikaye olarak da işleyiş olarak da etkileyici bir filmdi.

1960’lı yıllarda Soğuk Savaş döneminde Baltimore’da geçiyor. Hükümetin gizli laboratuvarında çalışan konuşma engelli bir temizlikçi kadın ve yakalanıp incelenmek üzere laboratuvara getirilmiş bir yaratık arasında geçen aşkı anlatıyor.

Elisa, bu gizli laboratuvarda çalışan temizlikçi. Bebekliğinde yaşanan bir olaydan ötürü boynunda yara izleri oluşmuş ve konuşma engelli. Kendisini işaret diliyle anlatmaya çalışıyor ve pek başarılı olamadığı zamanlarda da aynı laboratuvarda çalıştığı siyahi iş arkadaşı Zelda yardımına yetişiyor. İş arkadaşları tarafından pek sevilmediğinden iş yerindeki tek arkadaşı Zelda oluyor. Elisa’nın bir arkadaşı da komşusu Giles. Giles ressam, kedileriyle yaşıyor, gay, dans etmeyi seviyor ve onun da muhtemelen tek arkadaşı Elisa.

Farklı incelemelerin yapıldığı bu laboratuvara incelenmek üzere Albay Richard Strickland tarafından bir amfibiyen-insan*(amfibiyeni ben de yeni öğrendim amk) yaratık getiriliyor. Elisa, yaratığı merak ediyor ve onunla gizli gizli ilgilenmeye, kendi yemeğini onunla paylaşmaya, ona işaret dili öğretmeye başlıyor. Zamanla da aralarında duygusal bağ oluşuyor.

General Hoyt, yaratığın incelenip öldürülmesi için Albay Richard’a emir verir. Laboratuvarda çalışan Sovyet casusu Doktor Hoffstetler da aksine yaratıktan daha fazla veri elde edebilmek için canlı tutmaya çalışır. Ancak Sovyet ajanları da yaratığın kaçırılması veya daha fazla bilgi toplanmaması için öldürülmesini isterler. Elisa, yaratığın öldürülme planlarından haberdar olduğunda O’nu kaçırmak için arkadaşı Giles’ı ikna eder. Küçük bir planla iş hallolacakken Albay planı farkeder ve plana casus doktor Hoffstetler da dahil olur, yaratık, sonunda Elisa’nın evine yerleşir. Casus doktorun verdiği bazı kimyasallarla yaratığın evdeki yaşamını kolaylaştırmaya çalışır Elisa ve bir süre sonra yaratığı okyanusa bırakmaya karar verir. Bu zaman içerisinde duygusal bağ güçlenir, Elisa ve yaratık birlikte olurlar.

Bu süreç içerisinde Albay, laboratuvarda sıkı yönetim ilan eder ve tüm çalışanlar sorguya çekilir. Sorgu esnasında Zelda ve Elisa dikkat çekmez. Sovyet ajanları, Doktor Hoffstetler’ı kaçırma bahanesiyle öldürmek için bir buluşma düzenler. Albay, doktordan şüphelenip O’nu takip etmeye başlar. Ajanlar, doktora ateş ederken Albay da buluşma yerindedir ve krizi fırsata çevirip onları öldürüp Hoffstetler’a işkence eder. Doktor, Zelda’yla Elisa üzerine dikkat çeker. Albay, Zelda’ya ne kadar baskı yapsa da bilgi alamayınca Zelda’nın eşi dayanamayıp yaratığın Elisa’da olduğunu söyler ve Zelda hemen arkasından Elisa’yı uyarır. Elisa’ya giden Albay, yaratığın nereye bırakılacağına dair bir notla karşılaşır ve gittiği yerde Elisa’yı, Giles’i ve yaratığı vurur. Yaratık kendi yaralarını o an iyileştirip Albay’ı öldürür, Giles ve Elisa’yı da yaralarından kurtarır.

…ve evet, mutlu son.

Bayağı bildiğin anlattım filmi. Filmi izlerken yaratıktan çok amk Albay’ına sinir oldum. Konuşmasını, kendisini izah etmesini ya da bir şekilde karşı tarafla iletişim kurmasını beceremeyen bir yaratığa elektrikli jopla neden işkence ediyorsun? Beklediğin ne yani nasıl bi’ cevap alma niyetindesin de elektrikli jopla eziyet ediyosun varlığa? Engelli bir temizlik işçisiyle alakalı nasıl fanteziler kurabiliyorsun?

Daha fazla uzatmadan bitirelim. Fantastik bir drama filmi, ben daha çok drama içerdiğinden çekinmeden izledim. Oyunculuğa, senaryoya, konuya ya da hikayeye söyleyecek tek sözüm yok, gerçekten dört dörtlük bir film olmuş benim gözümde. Ama yine de Albay’a sinirimden filme puanım 9/10

Yazıyı beğendiyseniz abone olabilirsiniz!

Epostanızı bırakırsanız bu blogdaki her yazı size bildirilecek.


Yorum yazmak ister misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Neminis dedi ki:

Aşk her şeyden üstündür diye diye balıkla kadını da aşık ettiler ve su altında kiraya çıkarttılar ya, vöh anasını satayım vööh.

Tahsin S. dedi ki:

olm olaya hiç bakılmaması gereken yerlerden bakıyosun ya

Ben Kuzgun dedi ki:

hellboy filminde su içinde yaşayan yaratığa benzetmiştim. aynı şekilde bu da çürük yumurta seviyor. değişik bir film. bazen sarıyor bazen sarmıyor fakat yine de izletiyor.